PAYLAŞ

Kadıköy çeşitli kültür-sanat etkinliklerinin ve tiyatroların olduğu semtlerden biri. Yapılan kültür-sanat etkinliklerine birçok insan katılıyor. Moda Sahnesi kurucularından Selçuk Aydoğan Kadıköy’de yaşayan insanların sanatla ilgilenmesine dair, ‘Kadıköy’de her zaman bir tiyatroya, konsere ve sanatın diğer alanlarında da ilgiyi her zaman gördüm’ dedi. Ressam Ayşe Kıran ise, ‘Kadıköy halkı sanat atölyelerine çok aşinadır. Örneğin emekli olan kadın veya erkek fark etmiyor, sanatla çok ilgililer. Bu konuda oldukça istekli ve talepkarlar’ şeklinde konuştu.

Kadıköy’de resim atölyesi olan Ayşe Kıran semtin kendine has bir karakteristiği olduğunu belirterek, ‘Kadıköy halkı sanat atölyelerine çok aşinadır. Yani dediğim gibi her yerde sanatla ilgili kurslar, atölyeler ve galeriler bulunuyor’ diyor. Kıran atölyede çalışmanın yanı sıra “Open Studio Days” etkinliğinde de Kadıköy’deki atölyesinde eserlerini sanatseverlere açmıştı. Ayşe Kıran ile sanat ve semt üzerine söyleşi yaptık.

Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ben aslında mühendisim. Güzel sanatlar okumak istemiştim ama o zamanlar babam kendisi gibi benim de doktor olmamı istemişti, resmi ise hobi olarak her zaman yapabileceğimi söylemişti. Ben de onu dinledim. Ama ilk resim derslerimi üniversite yıllarımda okurken almaya başladım. Desen dersleri için Beyazıt’ta eski bir medreseye gidiyordum. Üniversiteden mezun olduktan sonra 15 yıllık bir kurumsal hayatım oldu, bunun son 5 yılı üst düzey yöneticilikti. Ancak içimde kalan ve bir tutku haline gelen resim yapmak için her şeyi bırakarak bir resim atölyesi açtım. Hem çalışma hayatım sırasında hem de sonrasında sürekli eğitim almaya devam ettim. Farklı ressamlardan ders aldım, atölyelerinde çalıştım. Remzi İren atölyesinde çalıştım. Torino’da 1 yıl dünyada iyi isim yapmış bir İtalyan ressamın atölyesinde bulundum. (Silvio Porzionato) Yine Roma’da hiperrealist Emanuel Dascanio’nun working class’larına katıldım. (Karakalem). Son olarak da şu an Işık Üniversitesi GSF’de resim yüksek lisansı yapıyorum. Sürekli üretiyorum. Türkiye’nin farklı şehirlerinde bulunan galerilerle çalışıyorum. Karma sergilere, sanat projeleri ve etkinliklerine katılıyorum.

Sizin için sanat nedir?

Sanat, bir duyguyu, düşünceyi ifade etme biçimidir. Kimi zaman bir isyan veya başkaldırı kimi zaman ise insanlara mesaj verme kaygısını birtakım malzemeler kullanarak ifade etme biçimi olarak görüyorum. Bu malzemeler illaki tuval veya kağıt üzerinde boya veya kalem kullanarak olmamalı, doğada ve günlük yaşamamızda kullandığımız bir çok farklı materyali de sanat eseri üretirken araç olarak kullanabiliriz.

Kadıköy’de sanat sizin için ne ifade ediyor?

Kadıköy’ün kendine has bir karakteristiği vardır. Kadıköy insanı özgürlükçüdür her şeyden önce. Bunu sokaklarında gezerken şahsına münhasır kafe ve restoranlarından veya enteresan eşyalar satan mağazalarından, antikacı dükkanlarından anlarsınız. Her sokağı keşfedilmeye değerdir. Aynı zamanda gençlerin çokça zaman geçirdiği bir bölge olan Kadıköy’de geçmişten bu yana birçok sanatçının yaşadığı ve atölyelerinin bulunduğu bir yer. Özellikle Moda ve son yıllarda Yeldeğirmeni bölgesinde çok fazla sanat atölyesi kuruldu. Hal böyle olunca güzel sanatlara hazırlık kurslarının da her geçen gün bir yenisi eklenmeye başladı. Tabi ulaşımın da çok rahat olduğu bir ilçemiz. Böyle bir yerde sanatın bir parçası olabilmek benim için çok heyecan verici. Yaptığınız işin değerini bilip ilgilenen bir kesim olması çok mutluluk verici.

Kadıköy halkı sanatla ne kadar ilgileniyor?

Kadıköy halkı sanat atölyelerine çok aşinadır. Yani dediğim gibi her yerde sanatla ilgili kurslar, atölyeler ve galeriler bulunuyor. Çok güzel art kafeler var. Örneğin emekli olan kadın veya erkek fark etmiyor, sanatla çok ilgililer. Özellikle uygulayıcı olmak ve eğitim almak istiyorlar. Bu konuda oldukça istekli ve talepkarlar.

Sergileriniz olduğunda günde kaç kişi geliyor?

Benim aslında atölyem Kadıköy’de. Yani atölyede sadece üretim yapıyorum ve zaman zaman workshoplar oluyor ve öğrencilerim var. Yani burada sergi açmıyorum. Geçmişteki sergilerim hep Nişantaşı bölgesindeki farklı galerilerdeydi. Ancak özellikle bahsetmek isterim ki, bu yıl ekim ayında “Open Studio Days” adlı bir etkinliğine katıldım. Bu İstanbul çapında bir etkinlikti ve dünyada benzerleri uygulanıyor. Normalde halka açık olmayan sanatçıların çalışma ortamlarının ziyarete açılması kapsamında gerçekleştirilen bir etkinlik. 3 gün sürüyor. Bu yıl 7. Edisyonu gerçekleşti. Kadıköy sanat atölyelerinin çokça yoğun bir bölge olmasından ötürü Anadolu yakasında tek ilçeydi, Kadıköy haricinde Beşiktaş, Karaköy, Galata, Taksim, Cihangir, Burgazada, Büyükada bölgeleri de vardı. Ziyaretçiler haritalar aracılığıyla resim, heykel, seramik, fotoğraf, enstelasyon, performans ve video gibi farklı disiplinler üzerinde çalışmalar yapan sanatçıların çalışma ortamlarına misafir olma imkanına sahip oluyorlar. Benim katıldığım 2-4 ekim 2020’deki edisyonuydu. Toplamda 39 adet atölye ziyarete açıldı. Pandemi olmasına rağmen atölyemi 3 günde toplam 100 kişi ziyaret etti ve lokasyonun da verdiği bir avantajla en çok ziyaretçi alan atölyeye sahip kişi oldum. Gerçekten çok keyifliydi. Bu sefer sadece Kadıköylüler değil İstanbul’un dört bir yanından ziyaretçi gelmiş oldu. Çok farklı mesleklerden sanatseverlerle tanışmış oldum. Onların ürettiğim eserlere ilişkin yorumları çok değerli ve gurur vericiydi.

‘KADIKÖY’DE TİYATROYA İLGİYİ HER ZAMAN GÖRDÜM”

Moda Sahnesi 2013 senesinden beri faaliyet gösteriyor. Tiyatro oyunlarının yanında konser ve konuk tiyatrolar da yer alıyor. Kadıköy halkının sanatla ve tiyatrolarla ne kadar ilgilendiğiyle ilgili Moda Sahnesi kurucularından Selçuk Aydoğan ile söyleşi yaptık.

 Moda Sahnesinin kuruluş hikayesinden bahseder misiniz?

Biz 12 arkadaş 2012 yılında inşaata başladık. Yaklaşık 9 ay sürdü. 2013 yılının 9 Ekiminde de ilk oyunumuzu oynadık. Hamlet ile başladık. Daha sonra da Bütün Çılgınlar Sever Beni oyunuyla devam ettik. İlk sezon 3 oyunla devam ettik. 12 arkadaş olarak biz daha önce başka tiyatroda birlikte çalışıyorduk. Oradan ayrıldık. Bunların içerisinde bir işletme sorumlusunun gişe sorumlusunun teknik tasarımcımızın dekor kostüm sorumlumuzun ayrıca tasarımcımızın ve yönetmenin olduğu 7 arkadaş ayrıca buna ilave olarak oyuncu arkadaşların da bir arada olduğu… Bu 12 kişi arasında kim var ? Kemal Aydoğan var, Bengi Günay var, Mert Fırat var , Timur Acar var, Onur Ünsal var, İrfan Varlı var. Ayrılan arkadaşlarımız da oldu. Onların dışında biz yine aynı kadro Moda Sahnesi ile devam ediyoruz.

Kadıköy halkı sanatla ne kadar ilgileniyor?

Benim bildiğim 25 yıldır Kadıköy’deyim. Tiyatronun her zaman burada dolu olduğunu gördüm. 1994 yılında Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde gişede durmuşluğum var. Oradan beri Kadıköy’de her zaman bir tiyatroya, konsere ve sanatın diğer alanlarında da ilgiyi her zaman gördüm. Kadıköy’de son 6-7 yıldır da iyice tiyatroların sayısı da arttı. Hem tiyatro seyircisi hem de tiyatrolar da arttı.

 Tiyatro oyunlarınıza Kadıköy’de yaşayanlar ne kadar geliyor? Yoksa başka semtlerden gelen insanlar mı ağırlıklı?

Ölçme değerlendirme yapmadık ama şunu biliyoruz ki 1 sene boyunca oynuyoruz, sadece Kadıköy’den değil hatta karşı yakadan gelen insanların da olduğunu biliyoruz. E-bilet satışımız olduğu için adresleri görebiliyoruz. Burada verilerden yola çıkarak hepsinin Kadıköy’den değil, hatrı sayılır bir kısmın da Kadıköy dışından geldiğini görüyoruz.

PANDEMİDE SANAT

Mart 2020 tarihinden beri ülkemizde ve dünyada Covid-19 salgını yaşanıyor. Pandemi sürecinde birçok tiyatro, sinema ve sanat etkinlikleri yapan yerler bu süreçten oldukça kötü etkilendi. Bunlardan biri de Moda Sahnesi oldu. Selçuk Aydoğan süreci şu şekilde anlattı: ‘Marttan eylül 17’ye kadar hiç oyun oynayamadık. Hatta mart nisan biletlerini satmıştık. Bütün biletleri iade ettiğimiz gibi 7 ay kapalı kaldık. Hiçbir gelirimiz yoktu. Ne devletten ne yerel yönetimlerden hiçbir destek görmedik. Tabi ki ayakta kalmak çok zor, çeşitli projeler hayata geçirerek hayatta kalmaya çalıştık. Mesela oyunun afişlerini serigrafi baskı olarak bastırdık. Bunun satışını yaptık . 17 eylülde sezonu açtık yaklaşık 2 ay. Fakat yarı kapasiteli açtığımız için , bütün seyirci gelse de bizim buranın ekonomisini düzeltecek bir sayı değildi. Aralığa kadar yarı kapasiteli oynadık. 15 kasımdan sonra seyirci sayıları çok ciddi düştü hatta 10-15 kişiye kadar düştü pandeminin artmasıyla. Bu hafta bir oyunumuzu canlı yayın olarak oynadık. Sahneden naklen diye bir yapı oluşturduk. Naklen oynayıp seyirciyi online üzerinden gösteriyoruz.’