PAYLAŞ

İkaru: “Yola bir grup kuracağız diye çıkmış değildik ama buluşmamız nihayetinde bizi büyüleyen sonuçlar doğurdu.”

Bu hafta yaptıkları kendine has müzikleriyle ve görsel anlatımlarıyla dikkatleri çeken Ikaru grubu ile konuştuk.

 İlk olarak İkaru nasıl kuruldu? İkaru ismi nereden geliyor?

Ikaru: Tanıştığımız ilk zamanlardan itibaren birlikte üretmeyi arzulayan müzik meraklısı arkadaşlar olarak 2016 yazının sonlarında bir akşam Çankaya’nın güzide mahallesi Emek’te jam yapmak niyetiyle buluştuk. Yola bir grup kuracağız diye çıkmış değildik ama buluşmamız nihayetinde bizi büyüleyen sonuçlar doğurdu. Bu doğaçlama buluşmasını dört gün sonra bir çarşamba akşamı bu kez sahnede yapmaya karar verdik. Etkinliğe gelen insanlardan o kadar büyük bir pozitif geri dönüş oldu ki. Bu birlikteliği daha ince elenmiş sık dokunmuş bir forma dönüştürmenin gerekliliğini hissettik.

‘Resmi’ ilk konserimizi Şubat 2017’de Fill the Void – Ankara etkinliğinde gerçekleştirdik. Bugüne değin uzanan yürüyüşümüze bir isim verdik: Ikaru. Özünde bu kelime, Peru ve çevresinde gerçekleştirilen arınma seremonilerinde şamanlar tarafından söylenen ve iyileştirici güçleri olduğuna inanılan şarkılara halk arasında verilen isim. Güney Amerika’da varlığını sürdüren Quechua yerlilerinin dilinden gelmektedir. Ve icaro yahut ikaro şeklinde yazılmakta. Müziğin iyileştirici ve birleştirici gücüne olan inancımız nedeniyle bu isimle ilerlemek istedik.

İkaru grubu olarak bize kendinizden bahseder misiniz?

Salih: Elbette! Mesleği gereği sıkça yer değiştiren, bu nedenle pek çok farklı şehirde/ilçede yaşayarak çeşitli renk tayflarında deneyimler biriktirmeme kaynak olmuş bir ailenin ferdiyim. Erken yaşlarda bilgisayar ve internetle tanışmış bir genç olarak teknolojiye olan merakımı lise yıllarımla birlikte bilgisayar tabanlı müzik yapma araçlarına aktarmaya başladım. 2014 yılında Sanat Tarihi eğitimi için geldiğim Ankara’da elektronik müzik üzerine yoğunlaşarak çalışmalarımı sürekli olarak sürdürdüm. Şu an bu alandaki araştırmalarıma İTÜ MİAM çatısı altında ‘Sonic Arts’ alanında yüksek lisans yaparak devam etmekteyim.

2014-2020 yılları arasında birçok kulüpte ve festivalde ‘Ben Ahir’ mahlasıyla DJ olarak sahne aldım. Bu dönemde bireysel olarak birkaç edit ve single paylaştım. Dahasını da hep arzuladım, ama elektronik müzik potansiyeli engin bir çalışma alanı. Ve de sürekli gelişiyor. Bu anlamda bu alanda yeterli derinliğe ulaşmadan ‘hype’ olan ne ise onun icrasını/üretimini yaparak ilerlemek istemedim. Canlı elektronik müziğe olan merakımın üzerine gittiğim bir dönemde Ikaru için bir araya gelişimiz bana pek çok anlamda kendimi ve müziği daha iyi tanıma fırsatı tanıdı. Son zamanlarda vaktimi neredeyse tümüyle akademiye, Ikaru’ya ve de bir kenarda usul usul taşlarını döşediğim yeni solo projem Vecdaud’a ayırıyorum.

“Karma İkaru”

Alptuğ: 10 yıldan uzun süredir hem solo olarak hem de çeşitli gruplar ile, çalışmalarını ve araştırmalarını sürdüren bir elektro-akustik müzik bestecisi ve prodüktörüm. Ana enstrümanım gitar olsa da, synthesizer başta olmak üzere yıllar içerisinde birçok enstrümanla içli dışlı oldum. Çağdaş ses tasarımı yöntemleriyle kullandığım enstrümanları ve -vokal kullanımı olarak- kendi sesimi -geleneksel yöntemlerden uzaklaşarak- farklılaştırma ve özgünleştirme çabası içerisinde oldum. Solo olarak ise “Papalagi” ismiyle, çeşitli mekanlar ve festivallerde kendi bestelerimden oluşan canlı set’ler ve DJ set’ler çaldım. Müzik kariyerim dışında ise, şu sıralar Salih gibi ben de İTÜ MIAM Sonic Arts yüksek lisans bölümünde akademik çalışmalar yürütüyorum.

Aynı zamanda lisansını grafik tasarım alanında tamamlamış bir görsel tasarımcıyım. Sevgili Ali Bozkurt ile ortaklaşa yaptığım Monolith’in Spotify Canvas’ları ve sanat yönetmenliğini yaptığım bir bağımsız oyun da dahil, çeşitli projelerde, bu alanda da çalışmalarımı sürdürmekteyim.

İkaru şarkıları hem elektronik hem de çok rahatlatıcı. Bu dengeyi nasıl sağladınız? Siz müzik tarzı olarak kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Ikaru: Öncelikle bir düzeltme yapmamız gerekiyor: Elektronik müzik, içinde çok sert de, çok rahatlatıcı alt-tür’ler de taşıyan çok geniş bir kavram. Soruyu elektronik dans müziği üzerinden ele alırsak, ‘denge’ hissi, bize göre, zaman içerisinde evrilerek kendini tekrarlayan örüntülerden geliyor. Şaman ayinlerinde kullanılan ve sürekli tekrarlayan davul sesinde veya kalbin ritminde olduğu gibi, elektronik dans müziğinde de bu örüntüsel seslerin varoluşunu net bir şekilde gözlemleyebiliriz. İsmimizden de mütevellit, müziğimizi üretirken bu durumun üzerine itina ile düşünüyoruz.

Bir çok müzik tarzını dinleyip, sevebiliyoruz ve bu müziğimizde de bir şekilde kendini gösteriyor. Lâkin kendimizi bir müzik türünün temsilcisi gibi hissetmiyor veya üretimi türlerin kalıpları içerisine uydurmaya çalışmıyoruz. Üretilen anda eleğimizden ne geçerse o çıkıyor dinleyicinin karşısına.

4 – Grup kurulmadan önce hangi kişi veya kişilerden ilham aldınız?

Alptuğ: Müzik üretirken aldığım ilham, aslında müzisyenlerden veya kişilerden ziyade, küçük ayrıntılar da dahil hayatın her zerresine ve deneyimlediğim farklı disiplinlere dayanıyor. Bir kuşun kanat çırpışından, şehir seslerine, ses ve mekan ilişkisine. Bazen sessizliğe, duygulara, Escher’in bir tablosuna vb. gibi.

Salih: Alışkanlıklarım beni birden fazla kökle doğrudan ve çok daha fazlasıyla da dolaylı olarak ilişkilendiriyor. Bu nedenle beni en çok beslendiğini düşündüğüm isimlerden güzel bir liste lazım geliyor bu soruya. Grup kurulmadan öncesi/sonrası diye ayırmadan; edebiyat, plastik sanatlar, dijital sanatlar vb. Diğer boyutlara girmeden şöyle müzik odaklı kısa bir liste paylaşmam gerekirse. Arif Sağ, Dhafer Youssef, Floating Points, Four Tet, Future Sound of London, John Cage, Kalya Scintilla, Mercan Dede. Ayrıca Monolake, Mulatu Astatke, Ott , Shpongle, Stimming, Toumani Diabete, Trentemoller…

 İkaru grubunun müzik piyasasındaki yeri nedir? Neyi hedefliyor?

Salih: Şu an için elektronik müziğin insanlarla buluştuğu mecralarda dahi üretimlerimizin nasıl konumlandırması gerektiğini gerçekten anlayan pek az insan var. Bu nedenle öncelikle daha fazla anlaşılırlık kazanmak; buna ek olarak da uluslararası sahnede bilinirliğimizi arttırmak şu an için öncelikli hedeflerimiz diyebilirim.

Alptuğ: Hikayeler anlatmak ve bu hikayeleri olabildiğince çok insana ulaştırıp genişletmek, büyütmek. Çünkü anlattığımız hikayeler, başka bir insanda çok daha farklı vücut bulabiliyor. Ve bu göz alıcı bir renk kuşağı yaratıyor. Yarattığımız hikayeler toprağa attığımız birer tohum, bu tohumlar dinleyiciye ulaştıkça dallanıp büyüyor, çiçek açıyor. Dinleyenler ile aramızda doğan bu bağlantı, benim için çok heyecan verici.

İkaru
 Ikaru’nun geçtiğimiz günlerde çıkan parçası Alemin Netam Remix versiyonu yayınlandı. Biraz Monolith’in hikayesinden bahseder misiniz?

Ikaru: Monolith, Ekim 2019’dan bu yana süren yoğun bir çalışmanın ürünü. Yaklaşık iki yıldır üzerinde çalışıyor olsak da, parçaların her birinin barındırdığı çeşitli dokular itibariyle bu albümün grubun ilk günlerine değin uzanan bir arka planı var. 5 yıla yakındır süren serüvenimiz boyunca biriktirdiğimiz mihenk taşlarını bir araya getirdik. Ve monolitik bir yapı oluşturmayı planlayarak ilmek ilmek ördüğümüz tematik bir anlatı bu. Gerek işitsel ve görsel kimliğiyle, gerekse dağıtımı konusundaki stratejik planlamasıyla olsun. Üretiminin her katmanında grubun çekirdeğini teşkil eden iki kişinin dışında pek çok güzel insanın katkısıyla ortaya çıkmış bir iş. Bu belirişi bir sonuçtan ziyade bir başlangıç olarak düşünüyoruz. Şimdiden geleceğe dair olası rotalara dair fikirler üretmeye başladık.

 Genelde bu şekilde gruplar İstanbul’da daha yaygın. Sizin Ankara’da oluşunuzun gruba artıları ve eksileri nelerdir?

Salih: Zaman içerisinde İstanbul’un yarattığı imkanlardan elbette istifade ettik, etmeye de devam ediyoruz. Şehrin büyük bir etki alanı var ve kesinlikle oldukça büyülü. Bunlara karşılık İstanbul verdiği gibi almasını da bilen bir şehir. Hatta bazen verdiğinden fazlasını almasıyla da ünlü. Ankara ise tüm bunlardan uzak kendi halinde bir şehir. Ve en azından benim açımdan yaşam şartları daha az çileli. Bir büyük şehirden doğan tüm beklentilere cevap verirken; üretim süreçlerine bilfiil dokunan yaşamsal mücadeleden soyutlanmak, daha odaklı çalışmak için fırsat tanıyor. İlerleyen yıllarda burada kök salmayı düşünmüyorum ama bu şehrin tadı damağımda mutlaka kalacak.

Alptuğ: Kendimi Ankara’da bulunmaktan ziyade konar göçer olarak görüyorum. Bugün burada, bir gün başka bir şehirde olabilirim. Modern dünyada insanı yaşadığı yer aslında çok da kısıtlamıyor. Pandemiden dolayı pek hareket halinde olamasak da, ikimiz de seyahat etmeyi seven insanlarız. Ve sıklıkla Ankara dışına seyahatler gerçekleştiriyoruz.

Ikaru’nun gelecek planı ve projeleri nelerdir?

Salih: Şu an için çıkış albümümüz Monolith’in dağıtım sürecine odaklanmış durumdayız. Büyük emek verdiğimiz çalışmamızın potansiyel dinleyici kitlemize ulaştığından emin olmak istiyoruz. Albümün akabinde ise vakti geldikçe dijital mecralarda yayına girecek video klip, single ve rework gibi çalışmaları koordine ediyor olacağız.

Ayrıca Monolith için bir remix albüm derlemek istiyoruz. Ve oldukça çok sevdiğimiz isimlerin desteğiyle şimdiden bu albümde yer alacak dört çalışma tamamlandı. İkinci bir albüm yapmanın düşünsel hazırlıklarını ise yapmaya başladık. Görünüşe bakılırsa oldukça enteresan bir macera bizi bekliyor.

Alptuğ: Hayal edip, onları gerçekleştirmeye etmeye devam etmek.